kirpiklerinden geçiyor zamanın ömre pusula fısıltılı rehberlenmiş bir akşam yerine kimseleri koyamıyorum aşkın palyaçoyu ilk kez imgeliyorum bir şiirde erdemin küçükken korktuğu bir anıdan öteye gidemiyor boyalar bir de ilk korkusunu insan olmaktan yaşayan göçebe çocuklar aslını tanıdıkça faslına inandıkları dalgaların kıran edimine aldanıyorlar bir ihtimal yuvalarından fırlamış sözler sonra ama hep sonra dualarla karışan heceler boyu susmuş ve bağlaçlara konuşmuş sonunda bir başına seslenişin yine tek hecelik bir ilişki aradığı okunsan ağlayacak aminli vedalar ardından zamanın terini bıçakla kurulardı Cevahir adımızdaki işlenmiş ıslaklığa aldırmadan önceleri yalnız kendimi görürdüm gözlerinde öfkesinden kudurmuş kusurlu bir kırmızının topukları yeraltına şahlandıkça savrulan eteğimin altında sakladığı çocukluğu konuşmayı bile öğrenmemiş özellikle büyüdükçe alıngan ağızların gül bahçesi çingene dilinde zahiri bir söz korkusu beliren vurdukça topuklarını dilsiz savurdukça eteğimi güzel şefkatin bir annede güle değil dikene eğimliliği bu bizdeki yalan da değil be Cevahir biz korkuyoruz tanırlar diye ikimizden herhangi birini gece edilen sözlerden değil sözlerdeki geceden bir sabah bir sabah alı da adının ilk harfini güneşe tamamlayacak kadar uyanırım sonra bir gün ve ansızın mor bir yaprak bulurum yastığımın hala uyuyan kısmında uyanırım ve ardından bir adam bulurum aynı yerde mavidir gözleri ve kapalıdır düşünmem için maviyi rüya biter bu kere de uyanamam Cevahir gelir aklıma anlamını yüklememişken gelen gözlerindeki şafak şafak şafak yara murattan yana bir duadır amber kokar boyuna sonra nereye gitsen oradan gelir sana gökyüzünde veda başlar yaryüzünde sema erenler yağmur olur fışkırır yeraltından yeryüzünün görümlüğü değişir iklimler işte aşk tam da burada başlar kimlik sorarlar sana güneşi işaret edersin ay utanır Cevahir uzun bir gecenin mührü uzun bir gecedir ve ay utanır neylersin bölüşecektik sabrımızı bile düşman ağızlardan getirilen ılık kar ben miydim yatağına ağladığım bir nehrin içindeki yabancıdan gelen endişeli zarf açılmamış kıyamet unutulmuş farz göreceksin Cevahir ak bir şimşek gibi duyulacak o ilk ses kim vurduya gidilen kapıların ardında bir gün bizim de geç kalınmış bir merhabamız olacak tam vaktinde çünkü yürek bile dokunur kendine bazı seslerin ilk halleri z/ahirdir mor bile ötesinde mora ağlar göreceksin Cevahir ipe çekilmiş uçurtmaların yaşından bileceksin ipe çekilmiş uçurtmaların genişağacından dar vakitlerde çizilen ilmekli resim unut gitsin! boşluk doldurmaca oynuyordu hayat / dönerken bile duruyordu zarlar masaların da bir suçu yok masalların da tuz kadar sevdik biz Cevahir tuz kadar! dersen ki bir gün eğilip kulağıma birbirimize sarılarak uçabilelim diye bizdik durmadan kanatlarımızı kıran al benden de o kadar! ve demezsen de işte bu yüzden kim vurdunun telaşında kapını açtığın yerçekimli bir sestir bu herkesin bildiği renkte bir renk ve herkesin çocukluğundan kanayan / karanfil hatrı ahenk o da yalan o da yalan kirpiklerinden geçiyorum zamanın ömre pusula fısıltılı rehberlenmiş her akşam yerine kimseleri koyamıyorum aşkın ötesi hikaye berisi şiir su da/yanıyor gözüme Cevahir!
--
insan dans eden bir yıldız doğurabilmesi için içinde kaos olması gerekir... Nietzsche
--
Bilmelisin KupaAs, Kelimelerle de cinayet işlenebilir!
--
insan dans eden bir yıldız doğurabilmesi için içinde kaos olması gerekir... Nietzsche
--
Bilmelisin KupaAs, Kelimelerle de cinayet işlenebilir!
--
insan dans eden bir yıldız doğurabilmesi için içinde kaos olması gerekir... Nietzsche
tekrar tesekkur ederım
--
Bilmelisin KupaAs, Kelimelerle de cinayet işlenebilir!
--
--
Bilmelisin KupaAs, Kelimelerle de cinayet işlenebilir!
This one I love - the black and white concept and the movement of the hair.
I may have to buy this one
--
Piaf1
................
Find something you like doing - then find someone who is willing to pay you to do it
--